| Yazar |
Mesaj |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> Özlemedim Seni <<<
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni
Sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
Terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca
Apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım
Özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
Hiç özlemedim seni
Saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı
Akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım
Toprak yarılır birden
su kirlenir
Ürpertir bu coğrafya
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım
Hiç özlemedim seni
Özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni..
>>> Ahmet Telli <<<
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
özgürimge
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 23.05.2005
Mesajlar: 51

|
|
SAKLI KALAN
günlüğü eksik tutulan güz
usulca çekilmiş de kıyıya
bütün gürültülerden uzakta
eğiriyor suların köpüğünü
belli ki duymuyor dağların
uğuldayan yalnızlığını
bekleyişin ve acıların
uğultusudur yalnızlıklar
kimi kez kuşatabilir büsbütün
doğayı, aşkı ve yaşamı
ama kayalıkların karanlıklarına
hiç sığar mı bir dağın yalnızlığı
bir çiçek bile doldurabilir
uçurumların derin oyuklarını
oysa o bir çatlaktan fışkırıp
bir yangın gibi büyüyendir
belli ki duymaktadır kalbinde
aşkın saklı yalnızlığını
anımsanan ne varsa şimdi
biraz acıya dönüktür yüzü
ve solgun bir gülümseyiş
gibi sararken sessizliği
taşır bekleyişin gizinde
aşkın saklı yalnızlığını
günlüğü eksik tutulan güz
eğirirken suların köpüğünü
ey alıngan susuşundan üzünç
gibi öfkesinden kan sızan
kalbini suların göğsüne bastır
duyacaksın kalbimizin atışlarını
AHMET TELLİ
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> Ah le yar <<<
Sana olan duyguları
Bir bilsen anlayabilsen
Belki severdin
İçimdeki hasretini bir duyabilsen, anlatabilsem
Belki benimdin
Sana sevdiğim diyemem
Yalan yalan yalan yalan
Vallahi yalan, inan ki yalan
Sen karasevdamsın benim
Duman duman duman duman
Hasretin tüter
İçimde yanan
Ah le yar
Yine başımda sevdanah le yar
Geceler kara zindan
Ah le yar
Bir parçaçık canım yandı
Onu da sen al
Aklıma düştü gözlerin
Bir bıçak gibi
Ah silah gibi
Cehennem gibi
Söylememiş türkümden sen
Unutmam seni
Sana sevdiğim diyemem
Yalan yalan yalan yalan
Vallahi yalan inan ki yalan
Sen karasevdamsın benim
Duman duman duman duman
Hasretin tüter
içimde yanan
Ah le yar
Geceler Kara zindan
Ah le yar
Bir parçaçık canım kaldı
Onu da sen al...
>>> Yücel Arzen <<<
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak <<<
Her şey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin uçurtma mesela
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine.
Bir beyaz kağıda
Her şey yazılabilir
Senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
Her şeyden
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden açan soran bere budak yok
Bir şiir istersin
"İçinde benzetmeler olan"
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir şey yok
Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluk
Her şeyi anlattım
Olan olmayan acıtan sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvanlar değil tüccarlardır
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır
Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah'a inanmaktır
...
>>> Yılmaz Erdoğan <<<
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
özgürimge
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 23.05.2005
Mesajlar: 51

|
|
ŞEHİR
Bir tek gidişi aklımda…
Şehir!
Söylesene daha çok vaktim var mı unutmaya?
Susmuşsun…
Sokaklarına çıkmışım sonra,
sanki seni hiç böyle görmemişim.
Çirkin,
yaşlı bir kadınmışsın…
Çocuklar
sokaklarında naralar atan
birkaç küçük,
aç martıymış.
denizini hiç böyle görmemişim sanki…
sanki boğacakmış,
tek bir söz etsem…
Şöyle dönüp bir ardıma baksam
alıp götürecekmiş sanki
ne varsa görünen…
Şehir!
Daha yolum var mı dersin
gitmeye?
Gözlerime bakma öyle
yüreğimi ezercesine.
Sen kazandın mı sanki, ben mi yitirdim yoksa?
Gülmesen diyorum
içimi alıp gidercesine…
Sokakların dar gelmişken içime
yüzüme bakıp gülmesen…
Sonra sonbahar gelse
Şehir!
Bu bahar da biter mi dersin?
Sabah olur mu bir an evvel?
Güneş doğar mı yeniden üstüme?
Sanki hayat
bir yerinde donup kalmış belleğimde.
Şöyle bir dönüp bakıyorum da ardıma,
bir tek gidişi kalmış aklımda…
Sus diyorum şehir!
Söyleme zaten bildiğim onca şeyi.
O yokken de vardı yüreğim.
Sus diyorum
bütün bunları zaten biliyorum.
Şehir!
dolmadı mı daha sürem?
Daha kaç nefes alırım?
Daha kaç sancı yaşarım ki ben?
Daha kaç vurgun kaldırır yüreğim?
Şehir?
Ben yoruldum………
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> AY KARANLIK <<<
Maviye
Maviye calar gozlerin,
Yangin mavisine
Ruzgarda asi,
Korsem,
Senden gayrisina yoksam,
Bozuksam,
Can benim, dus benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlik...
Itten ac,
Yilandan ciplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmussam kapina
Var mi ki doymazligim?
Ille de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmus yazicilar
Fermanim yazar
N'olur gel,
Ay karanlik...
Dort yanim pust zulasi,
Dost yuzlu,
Dost gulucuklu
Cigaramdan yanar.
Alnim operler,
Suskun, hayIn, ciyansi.
Dort yanim pust zulasi,
Donerim donerim cikmaz.
En leylim gecede olesim tutmus,
Etme gel,
Ay karanlik...
>>> AHMED ARIF <<<
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
erdaleren

Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 06.05.2005
Mesajlar: 764

|
|
MATEMATİK BİLGELİĞİ
I
Herşeyi özetleyip indirgedik imlere,
Kesin matematik imlerle artık Uslamlama.
Tanrı bir noktaysa eğer, silindir sayılamaz,
İnsan - üstü otururken, kafa üstü duramaz.
II
a Sevilense eğer ve b de Seven,
Öç tutarım gömleğimin on keresiylen
Ki a ile b toplandığında
Sevişen bir Çift çıkar ortaya.
III
Ölç çizgilerle Dünyanın dört yanını,
Yine de boşaltmazsın onun Canını.
a'yla b'yle kavgalar yatışsaydı eğer,
Ne işe yarardı Mahkemeler.
Karl MARX
|
|
|
|
|
|
|
   |
 |
özgürimge
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 23.05.2005
Mesajlar: 51

|
|
Öylesine
yaşıyorum işte öylesine
her gün aynı yolları gidip
yorgun dönüyorum aynı adımlarla.
aynı yüzlere “merhaba” diyorum
her gün yeniden
aynı sesimle...
yaşıyorum işte öylesine...
çevremde
olana bitene seyirci.
tükenen sigaradır
sanıyorum,
durgun akan zamanı yok sayarak.
yaşıyorum işte öylesine...
bilmeden,
deniz nasıl kokar?
nasıl,
akar gecenin koynuna?
martı,
nasıl yutar balığı?
boyacı kürt çocuğun karnı nasıl doyar?
bilmeden,
yaşıyorum işte öylesine?
yalnızlığa dair kurduğum cümlelerle
çoğaltıyorum yalnızlığımı,
eksilterek içimde ki beni...
geçmişi beyhude anıyorum,
gözüm doğması gereken günde.
çığlık kadar sessiz burada akşam.
kuşku,
hasretle örülen sunaklarda küle dönüyor.
gözlerin,
diyorum...
gözlerin
ufka nasıl bakar?
Zafer AKKAŞ
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
özgürimge
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 23.05.2005
Mesajlar: 51

|
|
BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar
Ataol Behramoğlu
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
Gece... Sadece Gece...
kasabalı hüzünler yaşıyorum
seslerin,
sanrılı
sancıları taşırken söylencemi…
yağmurun huzursuz ritmini dinlerken saat gecenin üçü
ansızın düştün dilimin kuytusuna…
saat gecenin üçü…
renksiz soruların anlamsız vakti
-cevapları hep geç gelen-
anılar saçıldı orta yere saygısızca
aydınlık insanların ölümüne dair…
saat gecenin üçü…
anason kokulu mısralar geliyor aklıma
sana
ve onlara dair.
beyaz mı,
kalemi
-sorgusuz-
sırtına yüklediğim kağıt,
yaşanılanın onca griliğine inat?
saat gecenin üçü…
sabaha daha çok var…
edilecek çok laf var daha…
incitecek bakışlara,
yalan dokunmalara,
ritüel sevişmelere bile sıra gelmemişken
elbet daha çok var sabaha…
daha çok var sabaha…
gecenin hüznüne yetmedi sesim…
düşümün kırıldığı yerde sen başladın.
daha söylenmedi söyleneceklerimin tümü.
yaşanmamışken eksik kalanlarım var…
saat gecenin üçü…
yalnızlığımın miladını sorsalar bilmem!
benim olmayan uykularımda,
ben’li düşler görürüm
senin olmadığın
kimliksiz kentin sokaklarında,
bir kimlik gibi gezdiririm suretini…
saat gecenin üçü…
hesaplaşmamışken gecenin karanlık yanıyla,
daha çok var sabaha…
takvimsiz bir anlatı bu karaladığım.
sabah kaçkını gözlerimin,
dilime bağışladığı sözcükler bütünü.
takvimsiz bir anlatı diyorum bu karaladığım
artık sabah olmuşken
sonunu kendine saklayan…
Zafer AKKAŞ
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
özgürimge
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 23.05.2005
Mesajlar: 51

|
|
Sen Benim Hiç Bir Şeyimsin
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbirşeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbirşeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmemki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesinle ağlayarak
Sen benim hiçbirşeyimsin...
Attila İlhan
|
|
|
|
_________________ **kelebekler özgürdür**
|
|
| |
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
Yeniliyorum
yaralı yanlarımı kuşanıyorum
çırılçıplak ve erkek
uykuların kadar uyanık ve yenik
şiirler kadar
içtikçe
cam kırıklarına basıyorum hayatımın
yeniliyorum
galip gelen yerlerimi seninle
öncekiler gibi sıradan
gidenler gibi kızgın
kırgın tarihinden
savaşların başlangıç ve bitişlerini
imzalı imzasız antlaşmaları
kan renginde verilen sözleri hatırlıyorum
uğursuz haziranlarını
meydanlarda çürüyen ölülerin
yetiş diyorum yeniliyorum
galip gelen yerlerimi
ölü sevişmelerden devşiriyorum
içine boşaldığım sabahları
sancı diyorum sancı
köpeklere kızıyorum nedensiz
yeniliyorum
galip gelen yerlerimi
önsözlerini ezberliyorum okumadığım kitaların
kahramanlar adam gibi ölsün istiyorum
sozsözü intiharla yazılan romanlarda
herkes için mutsuz sonlarım var
yar yeniliyorum
iyileştirmiyor beni
yarım kalmış uykular
durup dururken yabancı dillere çevriliyor
en sevdiğim şarkılar
yineliyorum yar
yeniliyorum
galip sandığım yerlerimden
yeniliyorum yar
yenildikçe
yenileniyor aramızdaki duvar..
Yılmaz ERDOĞAN
12 haziran '99 ,cihangir
.
Yılmaz Erdoğan
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> HOŞCAKAL <<<
İşte gidiyorum;
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden GİDİYORUM!
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir adımda
Ayak izim kalmadan GİDİYORUM!
Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden GİDİYORUM!
Şair Ceketli Çocuk.....
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
NAN GİBİ
Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken, sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın...
Gelir geçer gemiler,
Belki sende geçersin diye,
Bir kumru konar her sabah pencereye,
Bir miladı taşır gece bir yıldız,
Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı,
Hani sarılırsın kendine,
Hani aklın karışır,
Bu bir divaneliktir gönül ah'a alışır,
Ömrüm bitse ne çıkar,
Can gibi aklımdasın...
Gündür bu geçer gider,
Belki bir şey kalmaz sanırsın,
Yani bir sabah uyandığında,
Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın,
Her şey başka olacaktır,
Başka bir otobüs, başka bir gazete,
Resimlerden silinecek yüzün belki de,
Ne adın, ne sanın,
Bir şafak vakti açınca gözlerini,
Bir merhabayla,
Yeniden kurulacak dünya,
Ve sen her şafak,
Nan gibi aklımdasın...
Bazen bir şey geçer içinden insanın,
En ücra yerlerinden, cesaret gibi bir şey,
Ne olacak işte, kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel,
Fasulyenin tadı yoksa,
Şarkılar yakmıyorsa içini,
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa,
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay Mahallenin en güzel kızına,
Denizin tuzu, Yalnızlığın bahanesi yoksa,
Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına,
Zannetmeki ölmek zor, ölmek kolay, kolay da!
Kan gibi aklımdasın...
Bu da geçer, her sabah kanayacak değil ya,
Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın,
Biraz da helvası bizim bakkalın,
Senden ayırdığım üç beş zeytin,
Otururum sofraya,
Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın,
Bende unuturum, nasıl unutulursa sana susuzluğum,
Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı,
Öyle unuturum,
Ekmek gibi, Nan gibi aklımdasın...
Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken,
Sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın...
An gibi aklımdasın...
Aklımdasın....
ibrahim Sadri
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
>>> YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR <<<
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
ATAOL BEHRAMOĞLU...
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
|
|
Sayfa: 1, 2, 3 ... 52, 53, 54 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|