| Yazar |
Mesaj |
özgürdüşünce
Administrator


Kayıt: 25.06.2007
Mesajlar: 2092

|
|
|
|
|
|
|
_________________ Bir şiir yaşatır herşeyi ! Yaşamın anlamı solduğunda...
|
|
| |
    |
 |
xece

Kayıt: 21.10.2008
Mesajlar: 74

|
|
BARIŞIN TADI
Bir ağaç, kesebilirler ağacı,
Ağacın ne gelir elinden?
Biraz çaba, testere falan,
Eh, az çok da zaman,
Ağaç devrildi gitti.
Bir kuş, vurabilirler bir kuşu
Bir el ateş ya da bir iki taş
Bir avuç tüy düşer toprağa.
Bir öküzün ya da bir atın
İşi kolay görülür ve hazırdır
Kesimevinde kasap önlüğü.
Bir çocuğun, oğlan ya da kız,
Ne gelir elinden katile karşı?
Bakışlar, diyeceksiniz şimdi,
Ama gözü dönmüşse katilin
Ya da kimse yoksa ortada?
Bir adam, koca bir adam da
Bir kuş gibi avlanabilir,
Belki daha da kolay hatta.
Bir ağaç, bir kuş, bir öküz, bir at
Bir çocuk, bir adam
Yok oldular işte ard arda.
Ama dostlarım, hepimiz olsak
Ne bok yiyebilirler
Onca insanın karşısında?
Ne yapabilirler
Direnen halklara?
Eugène GUILLEVIC
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
avesta
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 708

|
|
SÖZCÜKLER
Sözcüklere dikkat edin,
olağanüstü olanlarına bile.
Çünkü olağanüstü için yapabileceğimizin en iyisini yaparız,
kimi zaman sözcükler arı gibi sokarlar
ve bir öpücük bırakırlar iğne yerine.
Parmaklar gibi değerli olabilir sözcükler
Ve kaya gibi güvenilirdir sözcükler
kıçınıza sokarsınız onları.
Ama hem papatyalar hem de bereler gibi olabilirler.
Yine de severim sözcükleri.
Tavandan düşen güvercinlerdir sözcükler.
Dizlerimde oturan altı kutsal portakaldır onlar.
Sözcükler ağaçlardır, yaz'ın bacakları,
Ve güneş, ve onun tutkulu yüzü.
Ne var ki sözcükler sıklıkla yanıltır beni.
Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki,
Bir sürü öyküler, betimlemeler, atasözleri, vb.
Ama sözcükler yetersiz kalır,
yanlış olanları gelip öper beni.
Kimi zaman uçarım bir kartal gibi
ama bir çalıkuşunun kanatlarıyla.
Yine de sözcüklere dikkat etmeye
ve kibar olmaya çalışıyorum.
Sözcüklere ve yumurtalara özenle dokunmalı.
Bir kez kırıldılar mı olanaksızdır
Onarılmaları. Anne SEXTON
Çeviren: Tuğrul Asi BALKAR
|
|
|
|
|
|
|
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
Bir Masalın Son Cümlesinden Kaçtı/m Çocukluğum
...
her çocuk biraz ben şimdi;
öncesiz,
sonrasız,
zamansız...
hafızasının tozlu sayfalarını çevirdi
şeker rengi şarkılarını aradı
hanımeli kokan düşlerinin arasında
ipten bir salıncakta uyuyakalınca çocukluğu
açılmıştı gözleri masallara
hiçbir masalın son cümlesine yetişemedi çocuk
koştu - yoruldu...
pas tutmuştu beklemekten
açamadı diline vurulan kilidi
esrik melodilerde asılı duran sol anahtarı
yoktu geri dönecek bir yeri
nereden geldiğini bilmeyen sessizliğin
masalın orta yerinden kaçamadı çocuk
sus pus...
süpürüp halıların altına gizledi
hiçbir çöplüğe yakıştıramadığı korkularını
kaybetti repliklerini;
doğaçlama bir masalda askıda duyguları
ne bulduysa geçirdi yüreğine
büyük durdu kimi
ya da uymadı
bir masalın son cümlesinden kaçtı çocuk
sayamadı;
gökten kaç elma düştü ..
her çocuk biraz ben şimdi;
dünsüz,
yarınsız,
masalsız...
Dilek Akın
Anafilya / Sayı 100
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
...
Kimseyi değiştiremezsin hayatta...
Ve kimse için de değişmemelisin !
Kimliğini kaybettiğin an ,
yaşamını çope attın demektir.
Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle...
Ne sen başkası için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için...
Yanındakiler seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında...
...
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
avesta
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 708

|
|
BARBARLARI BEKLERKEN
Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine?
Bugün barbarlar geliyormuş buraya.
Neden hiç kıpırtı yok senatoda?
Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün.
Senatörler neden yasa yapsınlar?
Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar.
Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz,
şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına,
başında tacı, törene hazır?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların başbuğunu karşılamaya çıkmış imparatorumuz.
Bir de koca ferman hazırlatmış
ona rütbeler, unvanlar bağışlayan.
İki konsülümüzle yargıçlarımız neden böyle
işlemeli, kırmızı kaftanlar giyinip gelmişler?
Neden böyle yakut bilezikler, parlak,
görkemli zümrüt yüzükler takınmışlar?
Ellerinde neden böyle altın,
gümüş kakmalı asalar var?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onların gözlerini kamaştırırmış böyle takılar.
Ünlü konuşmacılarımız nerde peki,
neden herzamanki gibi söylev çekmiyorlar?
Çünkü barbarlar geliyormuş bugün,
onlar pek aldırmazlarmış güzel sözlere.
Neden bu beklenmedik şaşkınlık, bu kargaşa?
(Nasıl da asıldı yüzü herkesin!)
Neden böyle hızla boşalıyor sokaklarla alanlar,
neden herkes dalgın dönüyor evine?
Çünkü hava karardı, barbarlar gelmedi.
ve sınır boyundan dönen habercilere göre,
barbarlar diye kimseler yokmuş artık.
Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.Constantino KAVAFİS
Çeviri:
Cevat ÇAPAN
|
|
|
|
|
|
|
    |
 |
özgürdüşünce
Administrator


Kayıt: 25.06.2007
Mesajlar: 2092

|
|
DÜŞ YOLLARA
-I-
Söğüt ağaçlarının
Bulutsu serinliği
Gümüşsü bir renge
Çevirirken akşamı
Uzak dağ başlarını
düşürür aklına
Çıkar sedef kakmalı
Gümüş çakını o zaman
Bir dal kes ışkınlardan
Ve usulca yaslan
Yaşlı bir çınarın yorgun göğsüne
Çınarlar ki ağırbaşlı
Ve biraz bilgedirler
Yorgun ve kederli
Gövdeleriyle onlar
Nice öyküler dinlemiş
Çok umur görmüşlerdir
Nice aşkların tanığı
Nice gizlerin suskun
Taşıyıcısıdır çınarlar
Ve bu yüzden saygın
Bir yerleri vardır
Halk duyarlığında
Ve derler ki onlar için
Kendilerinden başkasını ele vermemişlerdir
-II-
Uzak dağ başları
Yalnızlıkları getirir aklına
Bir de efkarlı türküleri
Ve senin yalnızlığın
Ancak dağlara sığabilir
Bir de türkülere
Belki bir zaman
Geçitler kapanmış
Koyaklar tutulmuş olabilir
Yabanıl sesler, ateşböcekleri
Kıpırdayıp durur çevrende
Bir de sessizlik
O zaman
Bir tutam kekik
Bir tutam dağlalesi kopar
Ve usuldan usuldan
Söylemeye dur
Eşkiya türkülerini
O türküler ki biraz kederlidir
Ama kendilerinden başkasını
Ele vermemişlerdir
Göreceksin önce çobanlar
Ses verecek sana
Sonra bütün bir doğa
Doğayı aldın mı yanına
Gürül gürül akan kalabalıksın
Üstelik eşkiya türküleri
Ve çınarlar seninledir
O zaman çekinme
Düş yollara
AHMET TELLİ
|
|
|
|
_________________ Bir şiir yaşatır herşeyi ! Yaşamın anlamı solduğunda...
|
|
| |
    |
 |
avesta
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 708

|
|
MAVİ YAĞMURLUK
Yiğitliği, kahramanlığı, şânı
Bu kahpe dünyada unuturdum ben
Yanlı bir çerçevede ışıdı mı
Yüzün önümdeki masa üstünden.
Gün geldi ve sen gidiverdin.
Geceye attın aziz yüzüğünü.
Yazgını bir başkasına verdim,
Unuttum ben o güzel yüzünü.
Günler geçti, hep telaş içre,
Hayatımı yıktı şarap ve tutku…
Birden hatırladım ben seni ve
Gel dedim, gençliğime çağrıydı bu…
Çağırdım ama gelmedin nedense,
Çok gözyaşı döktüm, ilgisiz kaldın,
Mavi yağmurluğunu mahzun giyindin de
Yağışlı gecede benden ayrıldın.
Bilmem, gururun nereyi tuttu mesken.
Tatlımsın, sevgilimsin, her şeyimsin…
Mavi yağmurluğunla düşe daldım ben,
Yağışlı gecede giyip gittiğin…
Düş kurulmaz, yok artık şefkat ve ün.
Her şey bitti, geldi gençliğin sonu!
Yok artık yalın çerçevede yüzün,
Elimle masadan kaldırdım onu.1908
Aleksandr BLOK
Çeviri: Ahmet NECDET - Kanşaubiy MİZİEV
|
|
|
|
|
|
|
    |
 |
özgürdüşünce
Administrator


Kayıt: 25.06.2007
Mesajlar: 2092

|
|
BAHAR ŞİİRİ
Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi
Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan
ATAOL BEHRAMOĞLU
|
|
|
|
_________________ Bir şiir yaşatır herşeyi ! Yaşamın anlamı solduğunda...
|
|
| |
    |
 |
özgürdüşünce
Administrator


Kayıt: 25.06.2007
Mesajlar: 2092

|
|
AYSEL GİT BAŞIMDAN
Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...
ATİLLA İLHAN
|
|
|
|
_________________ Bir şiir yaşatır herşeyi ! Yaşamın anlamı solduğunda...
|
|
| |
    |
 |
özgürdüşünce
Administrator


Kayıt: 25.06.2007
Mesajlar: 2092

|
|
KIZ ÇOCUĞU
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
NAZIM HİKMET
|
|
|
|
_________________ Bir şiir yaşatır herşeyi ! Yaşamın anlamı solduğunda...
|
|
| |
    |
 |
xece

Kayıt: 21.10.2008
Mesajlar: 74

|
|
Çağımızda Her Aşk
Ayrıntılardan arındırsam hayatımı;
desem ki: ben Elsa'yı çok sevdim.
O kadar. Bir kapı aralandı kısaca:
Bir başka dünyada, başka bir çağda
mümkün olabileceğini gördük aşkın.
Usulca kapandı tekrar kapı sonra.
Uzun uzun durmasam üzerinde;
desem ki: ben Elsa'yı çok sevdim.
O kadar. Aşkın başkalarını dışladığı,
sevdanın ille de bire bir yaşandığı yerde,
biri bir başkasını ne kadar sevebilirse,
o kadar sevebildim ben de işte.
Desem ki, böylesi bir dünyada,
böyleyken insan ilişkileri
başka türlü sevemezdik zaten.
Elsa duymuyorsa artık sözlerimi,
ne anlamı olabilir ki dediklerimin!
Sonuç olarak yenildik işte.
Desem ki, yumuşak bir sesle,
baştan yeniktir çağımızda her aşk.
Herkes gibi yenildik işte biz de.
İsyan etmesem, doğal karşılasam
ve ağlamayabilsem.
Ağlamasam.
Desem ki, değişecek birgün herşey,
çıkacak aşk bireylerin tekelinden.
Ne değişir ki bizim için? Ne değişir ki?
Baştan yeniktir çağımızda her aşk
ve çağımızın çocukları, Elsa'yla ben,
yenildik işte herkes gibi.
Roni MARGULIES
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
xece

Kayıt: 21.10.2008
Mesajlar: 74

|
|
GÖRÜLMEMİŞ BİR ÇİÇEK AÇMA
Haykırmak istiyordu - daha fazla dayanamayacaktı. Sesini
duyabilecek kimse yoktu orada;
kimse duymak istemiyordu. Kendisi de korkuyordu sesinden,
içinde boğuyordu sesini. Patlamak üzereydi susuşu. Birden,
havaya uçtu gövdesinin parçaları. Özenle, sessizce
toplayacaktı bu parçaları,
hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti delikleri kapamak
için.
Ve rasgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onları da
toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı -
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu
işte.
Çeviren: Cevat Çapan
Yannis RİTSOS
|
|
|
|
|
|
| |
    |
 |
elbistanli_18
Administrator


Kayıt: 21.12.2005
Mesajlar: 1059

|
|
...
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.
Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
CEMAL SÜREYYA
|
|
|
|
_________________ -Düşlüyorum- öyleyse varım..!
|
|
| |
     |
 |
avesta
Radyo Yayın Grubu


Kayıt: 02.09.2007
Mesajlar: 708

|
|
Doğudan Sesleniyorum Anadoludan
güneş bakır bir kazan
az sonra batacak anavarzadan
yorgun adımlarla sallana sallana lef lef..
kazmadan geliyorum kazmadan
onların arasında ağır ağır.
yaşantısız kansız cansız ve cılız
açlığa karşı koymak için
aç karına çalışış...
akşam olup alaca karanlıkta
yüzsüz yatağıma
yorganımın üstü gibi
maşekatten kırış kırış olan
suratımı koyarken
düşünürüm gene ben
ne kestane saçlarında
iyilik kokan sevgilimi
ne de benim gibi
ezik yaşamla yuğrulacağı için
dünyaya getirmemeğe
karar verdiğim neslimi..
onları düşünürüm onları
emeğinden başka umudu olmayanları
insan sandığımız manzaraları...
ey saray yavrusu villalarda
yaşamdan habersiz yaşayanlar
sosyete şenler..
sabah kahvesini pariste
akşam çayını londorada içenler
sen de düşün insanları
düşün kardeşlerini
onlar ki yaşama tutsak
onlar ki perişanlar
onlardır yavrularını
bayramdan bayrama
donatamayanlar...
Kemal İspir
|
|
|
|
|
|
|
    |
 |
|
|
Sayfa: « Önceki 1, 2, 3 ... 51, 52, 53, 54 Sonraki »
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
|